ACİZ BİR's notes (685) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

nur-u secdewrote:
BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE

Biz yolcuyuz yaratılıştan haşire doğru,
Her insan mutlaka yÜrÜyecek bu yolu,
Her anı insan oğlu için imtihanla dolu,
Sabır ile şÜkretmek kazanmanın yolu.

Acılar musibetler dikenleridir bu yolun,
KÜçÜk gÜnahlarına kefareti olur kulun,
Anlasa gafil insan hiç isyankar mı olur,
O kapının eşiğinden hiç uzakta mı olur.

Seni görememek asla hiç mÜmkÜn değil,
Kör,sağır olsak da bu hiç mÜmkÜn değil,
çiçeğe bakıp seni görmeyen insan değil,
Soluk alıp da şÜkÜr etmeyen insan değil.

Bu yolculuk insanı alır, iki sona götÜrÜr,
Cennet veya cehenneme insanı götÜrÜr,
Mevla cennete şeytan ise ateşe götÜrÜr,
İnsanlık sırrına ereni,RabÂ’ bine götÜrÜr.ALLAHIN selamı bereketi üzerinize olsun inş
2 hours ago
AŞK İNTİHARLARI...
=============

İnsanları anlamıyorum...

Bunu söyleyen; o kadar çok insanın olması da, tuhaf zaten...

Ben; sadece bir konuda, anlamıyorum insanları... Aşk arıyorlar... Herkes, hayatının aşkını arıyor... Gördükleri ve yeni tanıdıkları her insanda, hayallerinin erkeğini yada kadınını arıyorlar... Gözlerinde; sanki bir aşk pusulası, öylece etrafa bakıyorlar.. İnternet'te arıyorlar, çevrelerinde ve gittikleri yerlerde arıyorlar... Beklemiyorlar, sabretmiyorlar, çile çekmiyorlar ve uğraşmıyorlar... Hoşlanmadan, sevmekten ve sevilmekten kaynaklanan sevgi taneciklerine emek vermiyorlar...

Bilmiyorlar mı ki? Sevginin, aşk'tan daha değerli ve daim olduğunu! Aşk'ın güzelde olsa; bir maceradan ibaret olduğunu ve aşıkların sadece, masallarda sonsuzluğa ulaştığını! Geçmişte bir ara, bende öyleydim; ama Allah'a çok şükür ki, kurtuldum bu yanılsamanın azabından...

Tükenmez bir hırsla; yeniye ulaşma sevdasına benzer, çaresiz ve körükörüne bir umutla devam ediyorlar aramaya... Sonra; boşuna çırpınışlarını, hayal kırıklıklarını ve aşk beklentilerini salıyorlar; aşk İntiharlarına...

Bilmiyorum? Tuhaflık onlarda mı? Yoksa; bende mi? Benim gibi düşünen, insanlarda var mı?

Bir gecelik ilişkilerde avutuyorlar kendilerini ve bir gecelik aşklarda... Anlık hazlara, saklıyorlar gölgelerini...

Bilmiyorum, artık?

O kısacık yoğunlaşmadan sonra, o muhteşemde olsa geçici yoğunlaşmadan sonra; gözlerde anlam bulmuyorsa tenlere karışmış terler, neye yarar biraz sonra geçicek titremeler için...

=========================
Osman YALÇINKAYA
=========================
http://www.kutsaladam.tk
=========================
http://www.kutsaladam.co.cc
=========================
http://www.kutsaladam.spaces.live.com
=========================
2 days ago
nur-u secdewrote:
Dualardan Bir Bahar
*Ağacın ücra bir köşesinden, sessizce bir dua yükseldi bir bahar sabahı. Canlanmak istedi kuru dal parçası....

Ağacın ücra bir köşesinden, sessizce bir dua yükseldi bir bahar sabahı.

Canlanmak istedi kuru dal parçası.

Oysa can nedir, bilmezdi.

Bilse de çoktan unutmuştu.

Aylar var ki cansız ve kuru, bir iskelet gibi uyuyordu öylece.

Hayata kavuşmak, ondan beklenecek en son şeydi.



Çok geçmedi.

Birşeyler olmaya başladı dal parçasının üzerinde.

Bir tomurcuk uyanıverdi.

Hayat belirtileri başladı.

Yağmurla ıslandı tomurcuk. Güneşle ısındı. Rüzgârla nefes alıp verdi.

İstediği herşey onlarda vardı. Birtek şey dışında:

Hayat.

Ne yağmurda can vardı, ne ışıkta, ne havada.

Onlar, kendilerinde olmayanı bir kuru dal parçasına bağışlayamadılar.

Tomurcuk dualarla can buldu.



Ağaç, yüzlerce dalıyla dua etti can bulmak için.

Dualara cevap gecikmeden geldi.

Binlerce tomurcuk fışkırdı yüzlerce daldan.

Onlar da daha hayata gözünü açmadan duaya durdular.

"Âmin" dedi bulutlar.

"Âmin" dedi güneş.

"Âmin" dedi atmosfer.

"Amin" dedi toprak, binlerce tomurcuğun duasına.

Yağmurla, ışıkla, rüzgârla cevap yağdı dualara haftalar boyu.

Sonunda, bir iskelet gözler önünde canlandı.

Ve ağaç, can bulan ellerini tekrar semaya açtı.

Yüzlerce dalıyla değil, on binlerce eliyle dualar sundu Yer ve Gökler Rabbine.

Onu bir dille değil, on binlerce diliyle zikretmek istedi.



Ağacın kendisi bir elden, yahut bir dilden başka birşey değildi.

O da yeryüzünün bir köşesinde, bir ovanın dillerinden biriydi.

Yeryüzünden sessizce dualar yükseldi bir bahar sabahı.

Toprak can bulmak istedi.

Ölmüş ağaçlardan ve bitkilerden ellerini semaya açtı.

Aynı anda her karışından binlerce dua yükseldi ovaların.

Gökler gürledi, güneş gülümsedi, rüzgâr müjdeler taşıdı uzaklardan.

Bir yağmurla, bir güneşle, bir havayla, sayısız dualara cevap geldi.

Her damlası bir cevaptı yağmurun.

Her parıltısı bir cevaptı güneşin.

Her nefesi bir cevaptı havanın.

Onları, dualara cevap veren gönderdi.



Cevaplara karşılık, yeni dualar yükseldi yerin her köşesinden.

Sayısız ağaçlar, sayısız çiçekler saf saf olup yakardılar.

Farklı dillerle, hep birlikte andılar kendilerine can vereni.

Dualar okundu yeryüzünün renk renk tebessümünde.

Baharın yüzünde gülen, duanın güzelliğiydi. ALLAHIN selamı üzerinize olsun inş
3 days ago

Cemre döküyorum gözümden toprağa
Baharım erken gelsin diye...nafile!
Bir ses ver n'lur...
Nerdesin?


Gidişine anlamlar yüklemeye çalışıyorum...
Havayı bahane ediyorum mesela.Kuşlar bile göç ediyorlar işte,doğa kanunu bu diyorum...kendimi inandıramıyorum.
Seni doğaya sığdıramıyorum...


Sonra peşpeşe başka bahanelere sığınıyorum.Saçmasapan,inanması güç,tutarsız...yok,olmuyor.Her bahane açıklamasını,acı gerçeklerini savuruyor yüzüme...


Kapıyı çarpmadan,yavaşça çekseydin...hissetirmeden hiç
Ya da ''seni hep sevdim'' deseydin
Demedin!...Tek kelime etmedin...


Oysa sen dile getirmeyi severdin,herşeyi anlatmayı,yorumlamayı...
Konuşurdun
Suskunluğa hiç yer vermezdin,hep apaçık,hep duru...


Seninle tanımladığım anlamlarımı yitirdim gidişinle...Benimsenmiş cümleler eksik şimdilerde.Ve kelimeler bölük-pörçük dilimde...
Eksik yanlarda keskin bir sen kokusu...
İçime çekiyorum...doymuyorum!


Seni her anlama dahil etmemeliydim belki,
Ya da düşlerimi teslim etmeseydim keşke ellerine...


Keşke suskunluğunu da görseydim öncelerde
Ya da sen,hiç konuşmamalıydın belkide...
......... GÜNAYDIN SEVGİLİ ARKADAŞIM GÜNAYDINNNNN....
3 days ago
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH CC ADIYLA





DOST-VELİ






(Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. (2/105)

(Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (2/107)

Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (2/109)

Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (2/120)

Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun. (2/145)

İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır. (2/204)

(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır. (2/214)



İYİBİR HAFTA SUNU TEMENNİSİYLE ALLAH CC AMENET OLUN
4 days ago
nur-u secdewrote:
HaYiRLi CuMaLaR


Cuma'nın bereketi üzerinize olsun
Gönlünüze feyziçinize ferahlıkhuzur dolsun
Bu güzel saatlerde insanlık yeniden doğsun
Selamlarınız selamgüzel kelamlarınızkelam bulsun...

Cemaat birlikteliği hiç bozulmasın
İbadetleriniz makbul olsun
Cenab-ı Allah hep sizleri korusun
Müslümanlık hak ettiği değeri bulsun.

Düşmanlıkkin bitsindargınlar barışsın
Savaşlar sona ersinhuzur geri gelsin
Ortalık durulsunsükunet hakim olsun
Dularınız kabul olsunnefisler mutmain olsun


Cumanın neşesi her yere dolsun
Kardeş kardeşten emin olsun
Bu haftaki ve her haftaki
Cumanız mübarek olsun.
4 days ago
nur-u secdewrote:
Seccadem


Nefsimden huzur-u İlahi'ye kaçış yerimdir. Eğilmez kibirimi rükûda büktüğüm, kırılmaz gururumu secdede sürttüğüm yerin adıdır. Rızk istediğim, ilim talep ettiğim, af dilediğim, yalandan, haramdan, görünmez kazadan ve belâdan, iftiradan, cehennemin narından, kabir azabından O'na sığındığım yerdir.

Zalimden, zulümden, cehaletten, ihanetten kaçarken çalacağım kapının eşiği, beni benden kurtaracak tek Kurtarıcı'nın merhamet makamına iltica dilekçemin kabul yeridir o.

İçi başka, dışı başkalardan, dili başka, kalbi başkalardan, aklıyla gönlü arasında köprü kuramayanlardan, hem kendini hem de başkalarını kandıranlardan, zararla oturup zararla kalktıkları halde kârlı olduklarını zannedenlerin zannından O'na sığındığım yerdir; seccade!..

"Var" ;da imtihanımın şımarıklığından, "yok"ta imtihanımın tıkanıklığından, zaafiyetimden, zavallılığımdan, el açıp boyun büktüğüm, diz vurup alın sürdüğüm, Miraç'a "start!" yeridir; seccadem!

Nemrut'tan Hz. İbrahim'e, Firavun'dan Hz. Musa'ya, İsrailoğulları'nda n Hz. İsa'ya, Ebu Cehil'lerden Habibullah'a dönüş yeri, küfürden imana geçiş yeri, karanlıktan ziyaya varış yeri, putlardan Allah'a tapış yeridir, seccadem!

Şükür yeri, , zikir yeri, fikir-tefekkür yeri, madde ile mânâyı, dünya ile ahireti ayarlama yeri, insan-ı kâmil olma yeridir.

Ruhumun, bedenimin huzur bulduğu, Yaradan'ıma sevgimin, muhabbetimin, bağlılığımın, ibadetimin; kulluğumun ifadesidir, seccadem!

Necaset dolu dünyamızda seccade kadar pak bir mekânımız, ahirete; seccade kadar, seccade gibi, götürebileceğimiz bir "ahiret sermayemiz" olsun inşaALLAH..selam ve dua ile inş
5 days ago
MERHABA DEĞERLİ ARKADAŞIMA. ALLAHIM KALBİNDEN NE GEÇERSE ON MİSLİNİ VERSİN.
6 days ago
....... G Ü N A Y D I N N N N ...............

FAZLA DEĞİL SADECE 5 DAKİKA !!!!!

İNTERNET'TE......DÜRÜSTLÜK

Bu yazıyı okuyorsanız eğer, azda olsa zamanınız varsa, sizin de
bu ortamda dostluk ve sevgi aradığınızı ya da er geç arayacağınızı
düşünüyorum... Örneğin okumakta olduğunuz bir dergiye, gazeteye emek veren kişiler, birbirini görmeden, tanımadan sevdiler,
dostluk adına çabalarını sürdürdüler... Birbirimizi görmeden,
tanımadan ve sadece "hissederek" yürüttüğümüz dostluk
ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor..
Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da
fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların..
Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır,
birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz ( ya da sevmeyiz :) )
ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız....Değer verir,
dost oluruz.. Çok sevdigim bir şair ve filozofun, Halil Cibran'in
sözlerini yazım süresince paylaşacağım sizlerle: "Dostunuz size
aklından geçenleri açıklarken ne 'hayır'ı ne de 'evet'i
ona söylemekten korkmayınız. Ve o sustuğunda yüreğiniz
onu dinlemeyi sürdürsün; eğer dostun senin içindeki denizin
alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin..
Yanlızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki ?
O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız
boşluğunuzu değil.. Ve dostluğunuzun uyumunda,
bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın..."
Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için,
bu tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya
bizimki. Bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız,
güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza.... Gerçekten o kişi mi...
Gerçekten böyle mi düşünür.O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz,
sevgi duyduğumuz... Yoksa yalan mı bize söyledikleri... Yoksa...
Yoksa... Bize sevgiden bahseden, yüce duyguları bayrak etmiş
kişi, evinde eşini veya çocuklarını döven biri mi? En azından,
insanları, iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde
tanıdıkça kuşkular başlayacaktır... Hiç kimse yalanı sürekli
sürdürecek kadar zeki değildir...Ve hiç kimse de bu yalanlara
sonsuza kadar inanacak kadar saf değil...Dürüstlük, özgürlük
demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla... "Özgürlüğünüz,
kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda,
daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur." Sürdürmeye
çalışacağımız yalan, hatırlamak zorunda olduğumuz uydurma
kişilik en çok kendimizi rahatsız edecektir bir gün... İnsan
karşısındakini bir süre aldatabilir belki... Hatta uzun bir
süre de bunu devam ettirebilir... Ama kendini kandıramaz,
bunu hep sürdüremez. Sürdürürse, kişilik sorunları
başlayacaktır, yarattığı kahramanı yaşatmaya çalışırken,
kendisini yaralamış, hatta öldürmüş olabilir...
Ne kaybederiz oysa, ne olur boyumuz kısa veya uzun ise,
zayıf veya şişman isek... Sağlığımız yerinde veya değil ise...
Eksiklerimiz varsa... Paramız olsa veya olmasa...
Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak....
Ya da o ülkeye gitmemişsek...Sesimiz güzel değilse...
O konuya yabancı isek....Söylediğimiz yaşta değilsek...
Manken-fotomodel bir kadın veya atletik vücuda
sahip bir erkek değilsek.. Ya da yaşamımızda olmadığını
söylediğimiz birileri varsa... Ne farkeder dostluk adına..
Yalanların esiri olarak yaşamak ve
bir gün herşeyden kaçmaktansa,
dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize...
Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense...
Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa....
"tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan
kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta
gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan
kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır,
ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir.."
Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay...
Zor olan, olduğunu dürüstçe olabilmek... En acı gerçeğin
bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla...
Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli
ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun...
Unutma,uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir...
Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen... Çünkü sen biriciksin,
çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri
yaratma.."Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl ki, bir meyvanın yüreğinin güneşi görebilmesi
için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir.
Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz,
acınız mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı;
tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin
mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin
Kış'ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz... Acılarınızın çoğu
kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi
tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır... Bu nedenle, içinizdeki
hekime güvenin ve uzattığı devayı sükûnetle ve yatışarak için.."
Karşındakine güvenmek istiyorsan,dürüstlük arıyorsan,önce
kendini güvenilir kılmalısın. Bunun da yolu; acı da olsa,
zor da gelse kendinle tanış ve bize seni sun..
Çünkü biz seni seviyoruz, klavyenin tuşlarındakini,
sahte dostu değil, sadece ve tam da şu halinle seni...
6 days ago
nur-u secdewrote:
ÇÖllerde Bİr Kum Tanesİ Olayim



ÇÖllerde Bİr Kum Tanesİ Olayim
Savrulayim Ordan Oraya
Sorayim Senİ RÜzgarlara, Kumlara
Salavat Getİreyİm AŞkinla Yana Yana
Kumlar Rehberİm Olsun Allah Dİye Dİye
Kaİnat,melekler Şahİdİm Olsun
RÜzgarlar YoldaŞim Olsun,gÜl Kokunu Getİrsİn
BÜtÜn Alem SarhoŞ Olsun Kokunla
GÖzyaŞalrim Aksin KiraÇ Topraklara
YeŞersİn,fİlİz Versİn,kÖk Salsin Asirlara
Gafİl Kalbİmİ Nurlandirsin, Uyandirsin
Gece GÜndÜz Demeden KoŞayim Sana
Zamanda ÖzlemİŞ Senİ Ne Hizli Akip GeÇİyor
Yildizlar GÖrÜndÜ Gece Olunca,aydinlatti Alemİ
Sahabİlerİn Gİbİ Ashab-i GÜzİnİn Gİbİ
Tesbİhİmİn Her Bİr Tanesİnde EsmaÜ’l HÜsnanin Bİr İncİsİ
Herbİrİnde Sana Salavatlarim ,yakariŞlarim
Dualarim,korkularim,Ümİtlerİm
BaŞimi Kakdiripta Bakamam Cemalİne
Nurundan KamaŞir GÖzlerİm,gÖremem
AŞkindan SarhoŞ Olur Bedenİm,varamam
Bu GÖzler Sana Bakmaya Layik DeĞİl,bakinca KÖr Olur
Bu Eller Senİn Ellerİnİ Öpmeye Layik DeĞİl,uzaninca Kirilir
Her Bİr Uzvum Edebİnden Utanir,unufak Olur
Acİz Bİr Kulum ,beŞerİm Senden ,rabbİmden BaŞka Yok Kİmsem
Kapina Geldİm,medet Efendİm...?selam ve dua ile inşaALLAH
Nov. 17
SABAH


(Zekeriya) "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et." dedi. (3/41)

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (3/103)

Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun. (6/52)

O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme), güneş ve ay'ı bir hesap (ile) kıldı. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir. (6/96)

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (7/91)

Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (7/205)



GÜNAYDIN SABAH ŞERİFLERİNİZ MUBAREK OLSUN

GÜNÜNÜZ AYDIN GÖNLÜNÜZHOŞ ALAH CC YAR VE YARDINGİNİZ OLSUN
Nov. 17




Dostlar Var Ki
Olmasa da olur dedigimiz insanlarla doludur hayatimiz;tanistigimiz, selamlastigimiz; klasik cümlelerle iletisim kurdugumuz,yanitlarini merak etmedigimiz sorular sordugumuz...Iyi insan olmadiklari için mi uzak dururuz onlardan?
Hayir, hiç sanmiyorum.Gönülde biter her sey;
akla yararli gelse de samimi bir iliski, gönlün hayir dedigine isinmak mümkün olmaz.
Ister dünyanin en yakisiklisi, ister en güzeli olsun; ister en zengini,
ister en komigi;
ne yapsa nafile; yüregine ulasamaz.
Baskasi için özel olan, senin gözünde dünyanin en siradan insanidir ve ...
yüzüne bakmaz kimisi vazgeçemedigim dediginin...
Gönlümüzdür hükümdar; kime ne paye verecegini o belirler.
Kimine "dost", "yar",
kimine "tanidik", "arkadas" deyip, çikar isin içinden...
Özünde iyi olduguna inansam da insanlarin, herkesi sevemem onun yüzünden...
Hem, kalabaliktan da hoslanmaz zaten; sevginin, sevdiklerinin hakkini vermek
ister.
Sonuçta, sevmek büyük bir sorumluluktur; emek vermek gerekir, ilgilenmek...
Sevdigim her insanin yas***** bir anlam katmaliyim;
zorlu ve vazgeçilmez bir serüven olmali;
dost dedigim insanlarla ayni zaman dilimini paylasmak!
Hani, bilirsiniz iste!
Dostlar vardir çiçek gibi; koklar koklamaz alir ***ürür bütün
yüklerinizi...
Evsizseniz ya da odun kömür bulamiyorsaniz yakmaya; uzundur
kis *******i...
Dostlar vardir soba gibi; yüregindeki atesle isitir ellerinizi...
Dostlar vardir; firtinada siginak, güneste gölge; yanarken buz gibi su
dökmez üstünüze;
aksine, harlandirir atesi; bilir ki, yanmayani hiçbir sey
söndüremez.
Dostlar vardir, yildiz gibi; hava kapaliyken bile,
kapkara bulutlarin bekçisidir gökyüzünde...
Dostlar vardir, arada bir ugrayip alt üst eder yasaminizi;
dili zehir zemberek, bakislari keskindir.
Dostlar vardir gül gibi; sarilirken yaralanmayi göze almaniz gerekir.
Hani, kiminin yoluna hali sersen kar etmez;
dostlar vardir, minder de kafi gelir; sen olursan fark etmez.
Dostlar vardir; rakisiz çözülmez dili, muhabbeti çekilmez;
dostlar vardir, efkarinin sebebi bir bardak demli çaydir.
Dostlar vardir, omzu her derde devadir.
Dostlar vardir, iyi bir ögretmen gibi, nasil sorulacagini ögretir.
Dostlar vardir, dag gibi vakur; toprak kadar bereketli, mert...
Dostlar vardir; ney gibi hüzünlü, saz gibi asi; siir kadar büyük...
Dostlar vardir türkü gibi; her zaman söylenmeseler de her daim içinde tasir
sevdasini;
yanginini bulastirir bir gönülden digerine...
Dostlar vardir baki; tanistigin gün dogar, yittigi gün ölürsün!
Zamana ve darbelere; yollara ve hasretlere dirençli...
Dostlar vardir, közde misir, kadehte sarap;
ateste yanmanin da, sarapla sönmenin de tadi damagindadir.
Dostlar vardir; yüregine kök salmis bir çinardir; hiçbir sey deviremez;
gönülden gönüle kurulmustur köprüler; ne yasansa atilamaz!
Dostlarimiz vardir bizlere benzerler biraz...
Dostluklar vardir, erken dolar vadesi; dostluklar vardir, devam eder
ahrette!
Iste böyle dostlardir; her seye lanet ettigin günlerde bile, yasamini güzel
kilan...
Gönül, her yerde onlari arar.
Ve buldugunda haber gönderir bize;
bir sicaklik yayilir yüregimize; bunda bir is var deriz, takiliriz pesine...
Dost olalim gönlümüzle!










Nov. 16



G İ T M E V A K T İ

gün nasıl aydınlanır
nasıl batar güneş ansızın
zamansızlıklardan çıkıp gelinen anlar vardır
eski bir pencerenin çarpması gibi çarpar yüzüne


rüzgar girer aralıklardan içeri
yüzün yanar soğuktan
beklersin son yaprağın düşüşünü
sararırken ufuktaki güneş


bir kırlangıç kanatlanır gökyüzüne
ve son kalan bir sinek vızıldar kulağına
irkilirsin kayıp kentlerin ürküntüsünde
korkularınla terk edip giderken zaman
pencerenden seni


kime yenik düştüğünü bilemeden
mağlup ayrılırsın
kırık pencereden içeri
son kez duyarsın çarpışını pencerenin
karanlık koridorlara dalarken
vakit
.....A L I N T I ....
Nov. 16
HATUNwrote:
MEVLÂMIN MİSAFİRİYİZ
Deme hastayım ne yaparım orda?
Mevlâ’nın misafiriyiz bırakmaz zorda.
Orada yürür yürüyemeyen ayaklarda,
Dersin şükür şifa verdin Allah’ım.

Adem aleyhi selâm orada af olmuş,
Mevlâ’nın en çok sevdiği kul orada doğmuş.
Müslümanların kıblesi orada kurulmuş,
Düşünene oralar ne büyük yer Allah’ım.

Nasip deyip geçime iste bir yandan,
Mevlâ’m bilir isteyeni candan.
Ayrılmak istemezsin gördün mü O mekandan,
Öyle olmasa gelin görün der mi Allah’ım.

Habibi’nin yolundan başka yol tutturma,
O. Mübarek yerleri bizlere unutturma.
Gaflete dalıp şeytanlara uydurma,
Senin gücün her şeye yeter Allah’ım.

Bir ise bin olur günahımız ,
Ağlasak ta fayda vermez ahımız.
Önümüze gelse geçit gibi sabrımız.
Sabırları da sensin veren Allah’ım

Nov. 16
memet ...wrote:
HAYIRLI SABAHLAR
MUTLULUKLARIN PEŞİNİZİ BIRAKMADIĞI, GÜZELLİKLERİN YOLUNUZU KESTİĞİ ESENLİK VE HUZUR DOLU BİR HAFTA DİLİYORUM...

sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tuk!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...
*
bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

-ve önce kendinin ellerinden tut!-
*
kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...
*
sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden;

bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler kendine benim için bir gül ver

sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tuk!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...
*
bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

-ve önce kendinin ellerinden tut!-
*
kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...
*
sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden;

bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver
bir
gül
pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için...
*
ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim kendine benim için bir gül ver

sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tuk!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...
*
bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

-ve önce kendinin ellerinden tut!-
*
kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...
*
sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden;

bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver
bir
gül
pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için...
*
ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim için bir gül ver

YILMAZ ODABAŞ


ALLAHA EMANET OLUNUZ
SELAM VE DUA İLE
Nov. 16
nur-u secdewrote:
Ben Irak'kı bir çocugum


Ben IRAK'lı Bir Çocuğum
Sizler dünyalı
Bense
Iraklı bir çocuğum
Bağdatta dünyaya gelmek tek suçum
geceleri dehşet kabus düşlerim
her şafak topa tutulur umutlarım...

Ey insanlar ey dünya çocukları
sizin evinize hiç bomba düşdümü ?
Oyuncaklarını bırakıp kaçtınızmı ?
siren sesleriyle irkildinizmi yerinizden
cehenemi andıran alevler arasında can veren
çığlıkları duydunuzmu hiç?

Okul aracınız füzelere hedef oldumu
çok sevdiğin baban yaralandımı
annen ağladımı
Kan damladımı sofranıza
ambargo kondumu yarınlarınıza


Ey dünyalılar durdurun bu Hiroşima canilerini
bebek katillerini
Savaşlar olmasın
bebeler ölmesin
yürekler yanmasın
anneler ağlamasın

????
Çıkar petrol dolu dünyalar sizin olsun
ama benim çocukluğumu
çocuk dünyamı bana geri verin
Ben sevgi çieçeklerinin açtığı
barış kuşlarının şarkılar söylediği
o temiz saf berrak dünyamı istiyorum
Verin benim dünyamı
barış istiyorum
çocukluğumu istiyorum
her dünyalı çocuk gibi benimde yaşamak hakkım olmalı

Ey dünyalılar durdurun bu Hiroşima canilerini
bebek katillerini
Savaşlar olmasın
bebeler ölmesin
yürekler yanmasın
anneler ağlamasın
ben savaşsız
barış dolu dünyamda
okul bahcemde özgürce oynamak istiyorum...?YARAHMAN tüm filistindeki ıraktaki ve zulüm altında kalan din kardeşlerimize yardım et aminnnnnnn :(
Nov. 15
.._____ ¦$$$$¦_¦$$$$$¦
_____$ $$$$$$$$$$$$$$$
_____$$$$$$¦_$$$$$$$$
______¦$¦_.(-)(-)_¦$$¦
___$$$$$_.(-)(-)(-)$$$$$$
___$$$$$¦_.(-)(-)_¦$$$$$$
_____$$$$$$$$$$$$ $$$$¦
______¦$¦_$$$$$$$
__________¦$$$¦
_¶¶¶_#___#
¶¶¶¶¶__#_#
¶¶¶¶¶___#________¶¶¶
¶¶¶¶____#_____#__¶¶¶¶¶
_¶¶____#___#____¶¶¶¶¶¶
__¶___#__#_______¶¶¶¶
_____#_#___________¶¶
_____#_____________¶
Başımda yokluk denen rüzgâr uğuldamakta,
Kireçli bir toprağa dikilen bir ağacım.
Boy atarken yabanî otlar aynı toprakta
Benim köyüm kurudu, yandı... Susuzum, açım!..

Bir kavmi uykusundan uyandırır bu hâller,
Doğar aç midelerden nur topu ihtilâller:
Bir diyarda almazsa herkes irfan hakkını
Her çekilen hançerin boş kalacaktır kını...

.............GÜZEL VE MUTLU PAZARLAR DİLERİM..............
Nov. 15
RESÛLULLAH'IN DUÂLARI (S.A.V.)... RESÛLULLAHIN DUÂLARI Peygamber efendimizin, Müslümanların nasıl duâ etmesi gerektiğini bildiren Hadîs-i şerîfleri pek çoktur. Birkaçı şöyledir: “Yâ Rabbî! Sana ve Resûlüne itâ’at etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!” “Yâ Rabbî! Faydasız ilimden, makbûl olmayan ibâdetten ve kabûl edilmeyen duâdan sana sığınırım.” “Yâ Rabbî! Bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!” “Yâ Rabbî! Her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve âhıret azâbından bizi koru!” “Yâ Rabbî! Bizi sabreden ve şükredenlerden eyle!” “Yâ Rabbî! Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan eyle!” “Yâ Rabbî! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan sana sığınırım!” “Yâ Rabbî! İşinde sebât eden, nîmetine şükreden, ibâdetini güzel yapan ve doğru konuşanlardan eyle!” “Yâ Rabbî! Kusûrlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve borçlarımızı ödememizi nasip eyle!” “Yâ Rabbî! Sıhhat, âfiyet ve güzel ahlâk ver! Kazâ ve Kaderine rızâ gösterenlerden eyle!” “Yâ Rabbî! Gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım!” “Yâ Rabbî! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım!” “Bize dünya ve âhırette güzellik ver ve Cehennem azâbından bizi koru!” “Bedenime, kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azâbından sana sığınırım.” “Yâ Rabbî! Ölünceye kadar ibâdet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve Cennetini ihsân eyle!”
Nov. 14
nur-u secdewrote:
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Ey!. Münevver Medîne, Ey!. Gönüller beldesi,
Ey!. Devri cehâletin, mahkûmiyet beldesi.
Çınlıyor göklerinde, her an Muhammed sesi.
Gör ki, yine ehli şirk, zulmediyor bu dîne,
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Susadım şefkatine, yine gönlümde serâb,
Sustu rahlede bülbül, bahçede güller harâb,
Taşıyor sokaklardan, yine zillet ve şarâb;
Gör ki, nice âlemler, nifak soktu bu dîne,
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Adâletin kendi yok, dillerde kaldı adı;
Yeryüzü bir toz duman, kim suçludur, kim kadı!.
Doğruyu için, söyleyen kul kalmadı,
Hep,"İRTİCÂ" diyorlar, buralarda bu dîne,
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



O gözyaşlı kızların, başlarında peruklar,
Böyle fetvâ veriyor, ulemâda doruklar.
Suspus olmuş, tutulmuş, tüm nefesler soluklar?
Çok zoruma gidiyor, yapılanlar bu dîne,
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Bir yanda din tâciri, arkadan vurur beni,
Bir yanda zorbaların, hiç kızarmayan teni.
Elden ele geziyor, dinde reform bülteni;
Yeter artık!. Bu cür'et, revâ değil bu dîne,
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Çöktü insan fıtratı, payandalar yetmiyor,
Ekranlarda çığlıklar, kulağımdan gitmiyor,
Soygun, talan, cinâyet, çağdaşlıkla (!) bitmiyor;
Nesiller küstürüldü, çağlar üstü bu dîne;
Hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE?..



Ey!. Mübârek Medîne, Fahri Âlem beldesi,
Kardeşliğin, barışın, adâletin simgesi,
Çınlasın göklerinde, salât üs selâm sesi.
Ben ki; kâlû belâda, teslim oldum bu dîne,
O yemyeşil kubbene, beni de al MEDÎNE...


Cengiz Numanoğlu
Nov. 14
BİR DELİ ÖZLEM

Özlüyorum seni,
Yalansız bir özlem bu
Dolansız, saf bir özlem.
Yeni doğan bir çoçuğun
Minicik elleri gibi
Yumuşak ve mazlum bir özlem bu...
Gökyüzü kadar büyük
Senin kadar yüce bir özlem bu...
Hasretten ağlayan sevdalıların
Yıllarca kavuşamayanların
İki gün bile dayanılamayan bir özlem bu...
Ne yapacağini bilmeyen
Telefonlar bekleyen
Ağlayan, isyan eden
Kendisini harap eden bir özlem bu...
Yolda yürürken
Otobüslere dört gözle bakan
Belki, onu görürüm diye
Kıpır kıpır yerinde duramayan
Salak salak, boş boş gezinen
Seni arayan bir özlem bu.
Bulutlara baktığında bile
Sanki seni göreceğini sanan
Orda olmadığını bilen
Ama yinede şansını deneyen bir deli özlem bu...
Yani ..
Bir kalpsizi bile,
Ağlatabilecek, bir deli özlem bu...
....... G Ü N A Y D I N N N ................
Nov. 14